"debauched" in Turkish
Definition
Aşırı zevk, alkol veya ahlaki açıdan sorgulanabilir davranışlarla dolu bir yaşamı olan kişi ya da yaşam tarzı.
Usage Notes (Turkish)
Çok resmi ve edebi bir kelimedir; genellikle roman karakterleri ya da tarihsel şahsiyetleri, 'sefahat içinde hayat' gibi kullanımlarla tanımlamak için kullanılır. Gündelik konuşmalarda ender rastlanır.
Examples
The king lived a debauched life full of wild parties.
Kral sefahat içinde bir hayat sürüp, çılgın partiler yapıyordu.
She disapproved of his debauched friends.
Onun **sefahat içinde** arkadaşlarını onaylamıyordu.
The novel describes a debauched aristocrat.
Roman bir **sefahat içinde** aristokratı anlatıyor.
After years of a debauched lifestyle, he decided to quit drinking and change his ways.
Yıllarca süren **sefahat içinde** yaşamdan sonra içkiyi bırakıp hayatını değiştirmeye karar verdi.
People were shocked by the politician's debauched behavior at the party.
Partide politikacının **ahlaksız** davranışları insanları şaşırttı.
His art was inspired by the debauched nightlife of the city.
Sanatında kentin **yozlaşmış** gece hayatı ilham kaynağıydı.