"crinkled" in Turkish
Definition
Yüzeyinde küçük, düzensiz buruşukluklar ya da kıvrımlar olan; genellikle bastırmak veya ezmek sonucu oluşur.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle kâğıt, kumaş, cilt gibi yüzeylerdeki küçük buruşuklukları anlatır. 'wrinkled'dan daha hafif bir buruşma ifade eder.
Examples
He handed me a crinkled piece of paper.
Bana **buruşmuş** bir kağıt parçası verdi.
Her dress was all crinkled after sitting for so long.
Uzun süre oturduktan sonra elbisesi tamamen **buruşmuştu**.
The old photograph had become crinkled at the edges.
Eski fotoğrafın kenarları **buruşmuştu**.
Her eyes crinkled with laughter when she saw the puppy.
Yavru köpeği görünce gözleri gülümsemeyle **kıvrıldı**.
The paper bag was soft and crinkled after being used so many times.
Defalarca kullanıldıktan sonra kağıt torba yumuşamış ve **buruşmuştu**.
He smoothed his crinkled shirt before the meeting.
Toplantıdan önce **buruşmuş** gömleğini düzeltti.