"cradling" in Turkish
Definition
Bir şeyi kollarında nazikçe tutmak veya sarmak anlamına gelir; genellikle bebek veya değerli bir şeyi koruyarak taşımak için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Şefkatli, nazik hareketleri tarif etmek için kullanılır; çoğunlukla bebek, hayvan veya değerli şeyler için tercih edilir. Ağır nesneler için kullanılmaz.
Examples
She sat on the sofa, cradling her newborn daughter.
Kanepeye oturmuş, yeni doğan kızını **nazikçe kucağında tutuyordu**.
The boy was cradling a small injured bird in his hands.
Çocuk, ellerinde küçük yaralı bir kuşu **nazikçe tutuyordu**.
She stood by the window, cradling a cup of tea.
O, pencerenin yanında durmuş, bir fincan çayı **nazikçe tutuyordu**.
He walked slowly, cradling his sleeping cat so she wouldn't wake up.
Uyandırmamak için, uyuyan kedisini **nazikçe kucağında tutarak** yavaşça yürüdü.
She spent the afternoon cradling the phone, waiting for his call.
Bütün öğleden sonrayı **nazikçe telefonu kucağında tutarak**, onun aramasını bekledi.
There he was, cradling his guitar like the most precious thing in the world.
Orada, gitarını dünyadaki en değerli şey gibi **nazikçe kucağında tutuyordu**.