"counterproductive" in Turkish
Definition
Bir davranış veya yöntem beklenenin aksine durumu daha kötü hale getiriyorsa kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya yarı-resmi ortamlarda, fikir, yöntem veya kuralın olumsuz etkilerini vurgulamak için kullanılır.
Examples
Skipping sleep before an exam can be counterproductive.
Sınavdan önce uykusuz kalmak **ters etki yaratan** bir davranış olabilir.
Punishing children for every mistake is often counterproductive.
Çocukları her hatasından dolayı cezalandırmak genellikle **ters etki yaratan** bir davranıştır.
Using too much fertilizer can be counterproductive for some plants.
Bazı bitkiler için çok fazla gübre kullanmak **ters etki yaratan** bir durum olabilir.
Honestly, arguing with him is just counterproductive—he never listens.
Açıkçası, onunla tartışmak sadece **ters etki yaratan** bir şey—o asla dinlemez.
Trying to work harder when you’re exhausted can actually be counterproductive.
Yorgunken daha fazla çalışmaya çalışmak aslında **ters etki yaratan** olabilir.
Some strict rules at work end up being counterproductive, making employees less motivated.
İşyerinde bazı katı kurallar **ters etki yaratan** hale gelip çalışanların motivasyonunu düşürebiliyor.