"cooing" in Turkish
Definition
Yumuşak, hafif bir ses; özellikle güvercin veya bebeklerin çıkardığı sevecen sesler için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
‘Guruldama’ çoğunlukla güvercinler için, ‘mırıldanma (bebek)’ ise bebeklerin sesleri için kullanılır. Genelde gündelik dili yansıtır.
Examples
The baby lay in her crib, cooing softly.
Bebek beşiğinde yatıyor ve yavaşça **mırıldanıyordu**.
I heard doves cooing in the morning.
Sabahları güvercinlerin **guruldadığını** duydum.
The mother smiled at her cooing baby.
Anne, **mırıldanan** bebeğine gülümsedi.
They sat on the bench, listening to pigeons cooing nearby.
Bankta oturup, yakındaki güvercinlerin **guruldadığını** dinliyorlardı.
The twins were cooing and giggling together in the stroller.
İkizler bebek arabasında birlikte **mırıldanıp** gülüşüyorlardı.
She spoke to the puppy in a cooing voice to calm him down.
Onu sakinleştirmek için yavru köpeğe **mırıldanarak** konuştu.