"convincingly" in Turkish
Definition
Birinin bir şeyin doğru ya da gerçek olduğuna inanmasını sağlayacak şekilde yapılan davranış veya konuşma.
Usage Notes (Turkish)
'açıklamak', 'savunmak', 'oynamak', 'kazanmak' gibi fiillerle kullanılır. 'confidently' ile karıştırılmamalı; burada başkalarını ikna etmek ön planda.
Examples
She spoke convincingly about her experience.
Deneyimleri hakkında **inandırıcı bir şekilde** konuştu.
He argued convincingly during the debate.
Tartışmada **inandırıcı bir şekilde** savundu.
Their team won convincingly.
Takımları **inandırıcı bir şekilde** kazandı.
She acted so convincingly that everyone believed her story.
**Inandırıcı bir şekilde** oynadı, bu yüzden herkes hikayesine inandı.
If you want to sell the idea, you have to present it convincingly.
Fikri satmak istiyorsan, onu **inandırıcı bir şekilde** sunmalısın.
He apologized so convincingly that I couldn't stay angry.
Öyle **inandırıcı bir şekilde** özür diledi ki ona kızgın kalamadım.