"converging" in Turkish
Definition
Farklı yönlerden gelip bir noktada buluşan; giderek daha çok benzeşen ya da aynı amaca yönelen.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok bilimsel, teknik ya da soyut alanlarda ('yakınsayan çizgiler', 'yakınsayan çıkarlar') kullanılır. Günlük konuşmada insan topluluğu için kullanılmaz.
Examples
The two roads are converging at the city center.
İki yol şehir merkezinde **birleşiyor**.
Scientists noticed the data was converging on the same result.
Bilim insanları verilerin aynı sonuca **yakınsadığını** fark etti.
Our ideas are converging towards a solution.
Fikirlerimiz bir çözüme doğru **yakınsıyor**.
With everyone converging on the park, it got crowded fast.
Herkes parkta **birleşince** hemen kalabalık oldu.
The conference brought together converging viewpoints from across the world.
Konferans, dünya genelinden **yakınsayan** bakış açılarını bir araya getirdi.
It’s fascinating to see technology and art converging in today’s world.
Bugünün dünyasında teknolojinin ve sanatın **birleştiğini** görmek büyüleyici.