"colorable" in Turkish
Definition
Dışarıdan bakıldığında doğru veya geçerli gibi görünen, fakat gerçekte öyle olmayabilecek bir durumdur. Genellikle hukuki bağlamda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi ve hukuki konuşmalarda geçer; günlük hayatta nadiren kullanılır. 'Colorable' ifadesi 'colorful' ile karıştırılmamalıdır.
Examples
The lawyer said the argument was colorable but weak.
Avukat, argümanın **görünüşte geçerli** fakat zayıf olduğunu söyledi.
He made a colorable claim to the property in court.
Mahkemede mülkle ilgili **görünüşte geçerli** bir iddiada bulundu.
The company’s defense was colorable, but the evidence was not strong.
Şirketin savunması **görünüşte geçerli**ydi, fakat deliller güçlü değildi.
That’s a colorable excuse, but I don’t buy it.
Bu **görünüşte geçerli** bir bahane, ama ben inanmıyorum.
His story was barely colorable—nobody in the room believed him.
Onun hikâyesi neredeyse hiç **görünüşte geçerli** değildi—odadaki kimse ona inanmadı.
There’s a colorable argument for changing the rules, but it needs more support.
Kuralları değiştirmek için **görünüşte geçerli** bir argüman var, ama daha fazla desteğe ihtiyaç var.