아무 단어나 입력하세요!

"cauldron" in Turkish

kazanbüyük tencere

Definition

Ateşte yemek pişirmek için kullanılan büyük, yuvarlak metal tencere; genellikle cadı hikayeleriyle ya da çok miktarda yemek yapmakla ilişkilendirilir.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle masallarda veya ‘witch’s cauldron’ gibi ifadelerde cadılarla özdeşleşmiş olarak görülür. Tarihi ya da yemeklik kullanımda eski usul büyük tencereyi anlatır. Ayrıca mecazi olarak büyük heyecan veya gerilim yaşanan ortamlar için de kullanılır.

Examples

The soup boiled in the large cauldron over the fire.

Çorba büyük **kazanda** ateşin üstünde kaynıyordu.

The witch stirred the potion in her cauldron.

Cadı, iksirini **kazanda** karıştırıyordu.

We cooked a lot of stew in the cauldron at the camp.

Kampüste **kazanda** bolca yahni pişirdik.

The stadium became a cauldron of noise during the final match.

Final maçında stadyum bir **kazan** gibi gürültüyle doldu.

She tossed vegetables and meat into the bubbling cauldron.

Sebzeleri ve eti fokurdayan **kazana** attı.

The festival had a giant cauldron where people made a traditional soup together.

Festivalde herkesin geleneksel çorbayı birlikte yaptığı dev **kazan** vardı.