"cataracts" in Turkish
Definition
Katarakt, göz merceğinde oluşan bulutlu alanlar olup görmede bulanıklığa yol açar. Eski veya edebi dilde büyük ve güçlü şelaleler için de kullanılır, ancak tıpta genellikle göz hastalığını ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Tıbbi ve günlük konuşmada 'katarakt' genellikle göz hastalığı için kullanılır. 'Büyük şelale' anlamı ise eski/literatürde geçer. Tek göz için 'katarakt' tekil kullanılır.
Examples
My grandmother had cataracts and needed surgery.
Büyükannemin **kataraktı** vardı ve ameliyat olması gerekti.
Cataracts can make it hard to see clearly.
**Katarakt**, net görmeyi zorlaştırabilir.
Doctors often remove cataracts to help people see better.
Doktorlar, insanların daha iyi görebilmesi için genellikle **kataraktı** alır.
By the time he was seventy, both his eyes had developed cataracts.
Yetmiş yaşına geldiğinde, iki gözü de **katarakt** geliştirmişti.
Some famous waterfalls, like Victoria Falls, are called cataracts in old books.
Bazı ünlü şelalelere, örneğin Victoria Şelalesi'ne eski kitaplarda **katarakt** denir.
If you have trouble seeing at night, it could be a sign of cataracts.
Geceleri görmede zorluk yaşıyorsanız bu bir **katarakt** belirtisi olabilir.