"capacious" in Turkish
Definition
İçerisine çok şey sığabilen veya geniş iç hacme sahip olan.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok çanta, oda veya kap gibi büyük ve geniş objeler için kullanılır. 'capacious mind' (geniş görüşlü) mecaz anlamda söylenir. Günlük ve küçük nesneler için uygun değildir.
Examples
The suitcase is very capacious.
Bavul çok **ferah**.
They bought a capacious car for their family.
Aileleri için **geniş hacimli** bir araba aldılar.
This box is more capacious than it looks.
Bu kutu göründüğünden daha **ferah**.
She always carries a capacious tote bag full of books.
Her zaman kitaplarla dolu **ferah** bir tote çantası taşır.
The living room felt especially capacious after we moved out the furniture.
Mobilyaları çıkardığımızda oturma odası özellikle **ferah** hissettirdi.
His capacious memory allows him to recall even the smallest details.
Onun **geniş** hafızası en küçük ayrıntıları bile hatırlamasını sağlıyor.