"buy time" in Turkish
Definition
Bir şey olmadan önce bilerek zaman kazanmak; genellikle daha iyi hazırlanmak veya sorunu önlemek için yapılır.
Usage Notes (Turkish)
Gündelik konuşmalarda sıkça kullanılır, gerçek anlamda para ile ilgili değildir. Örneğin, birini oyalayarak zaman kazanmak gibi.
Examples
He asked many questions to buy time before answering.
O, cevap vermeden önce birçok soru sorarak **zaman kazandı**.
She pretended to look for the file to buy time.
O, **zaman kazanmak** için dosyayı arıyormuş gibi yaptı.
The team called a timeout to buy time and make a plan.
Takım, plan yapmak için mola alarak **zaman kazandı**.
Can you stall the meeting for a bit to buy time?
Toplantıyı biraz geciktirip **zaman kazanabilir** misin?
I tried to buy time by changing the subject.
Konu değiştirerek **zaman kazanmaya** çalıştım.
They're just making small talk to buy time until the boss gets here.
Patron gelene kadar sadece ufak sohbet ederek **zaman kazanmaya** çalışıyorlar.