"bridged" in Turkish
Definition
Ayrı olan iki nesne, grup veya fikri birleştirmek ya da aralarındaki farkı ortadan kaldırmak.
Usage Notes (Turkish)
Hem gerçek hem mecazi anlamda kullanılır. Sık kullanılan kalıplar: 'bridged the gap', 'bridged differences'. Genellikle resmi ya da nötr dilde kullanılır.
Examples
He bridged the river with a wooden structure.
Nehri ahşap bir yapıyla **bağladı**.
The teacher bridged the gap between the students.
Öğretmen öğrenciler arasındaki farkı **köprü kurdu**.
Technology has bridged the distance between countries.
Teknoloji ülkeler arasındaki mesafeyi **bağladı**.
Their project bridged cultural differences within the team.
Projeleri ekipteki kültürel farklılıkları **köprü kurdu**.
The new app has bridged communication barriers for many users.
Yeni uygulama birçok kullanıcı için iletişim engellerini **ortadan kaldırdı**.
Years of effort finally bridged the misunderstanding between the neighbors.
Yıllar süren çaba sonunda komşular arasındaki yanlış anlamayı **çözdü**.