"blustering" in Turkish
Definition
Yüksek sesli, saldırgan ya da övünen konuşma veya davranışı; ayrıca oldukça şiddetli, gürültülü rüzgarı ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
İnsanlar için kullanıldığında genellikle aslında o kadar güçlü olmayan ama güçlü görünmeye çalışanları anlatır. Hava için de sıkça kullanılır. Gündelik Türkçede insanlar için nadir, daha çok betimleyici ifadelerde geçer.
Examples
The blustering wind made it hard to walk.
**Gürleyen** rüzgar yürümeyi zorlaştırdı.
He spoke in a blustering voice, trying to impress us.
Bizi etkilemek için **gürleyen** bir sesle konuştu.
The blustering man would not stop bragging about his car.
**Övünen** adam arabasından bahsetmekten vazgeçmedi.
Don’t mind her blustering; she’s not really that confident.
**Gürleyen** tavırlarına aldırma; aslında o kadar kendine güvenli değil.
The sky turned dark, and a blustering storm rolled in.
Gökyüzü karardı ve **gürleyen** bir fırtına yaklaştı.
He came in blustering, but quickly quieted down when he saw the boss.
**Gürleyerek** içeri girdi ama patronu görünce hemen sustu.