아무 단어나 입력하세요!

"bluster" in Turkish

böbürlenmeköfkeli esmek (rüzgâr)

Definition

Birinin olduğundan daha güçlü görünmek için yüksek sesle konuşması veya davranmasıdır. Ayrıca, kuvvetli esen rüzgârı da tanımlar.

Usage Notes (Turkish)

'bluster' insanlar için kullanıldığında genellikle olumsuzdur ve boş tehditleri ifade eder ('all bluster, no action' — sadece laf, hareket yok). Hava durumunda daha çok edebi veya betimleyici ifadelerde görülür.

Examples

The wind began to bluster outside.

Dışarıda rüzgâr **öfkeyle esməyə** başladı.

He likes to bluster, but he never fights.

O, **böbürlenmeyi** sever ama hiç kavga etmez.

Don't be fooled by her bluster; she's actually very kind.

Onun **böbürlenmesine** aldanma; aslında çok iyi biridir.

All his tough talk was just bluster—he didn't do anything.

Tüm o sert lafları sadece **böbürlenmeydi**—hiçbir şey yapmadı.

The boss tends to bluster when he's stressed, but it rarely leads to real changes.

Patron stresliyken **böbürlenmeye** eğilimlidir ama bu nadiren gerçek bir değişiklik getirir.

After all the bluster, the storm just passed quietly.

Tüm o **böbürlenmelerden** sonra, fırtına sessizce geçti.