"bludgeon" in Turkish
Definition
Sopa; genelde silah olarak kullanılan kalın ve ağır bir çubuk. Fiil olarak, birini ağır bir cisimle dövmek ya da zorla yaptırmak anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
İsim olarak daha çok edebi/dönemsel bir kullanımda rastlanır. Fiil olarak ise şiddet ya da psikolojik baskı ('bludgeon into submission' = boyun eğdirmek) anlatımında yaygındır.
Examples
He used a bludgeon to break the lock.
Kilit kırmak için **sopa** kullandı.
The man tried to bludgeon the thief with a stick.
Adam, sopayla hırsızı **dövmeye** çalıştı.
The villain threatened to bludgeon anyone who got in his way.
Kötü adam, yoluna çıkan herkesi **döveceğini** söyledi.
The news said the victim was bludgeoned to death.
Haberde kurbanın **öldüresiye dövüldüğü** söylendi.
He felt like he was being bludgeoned into accepting the decision.
Kararı kabul etmeye **zorlanıyormuş** gibi hissetti.
You can't just bludgeon people into agreeing with you.
İnsanları düşündüğün şeye **zorla** katıldıramazsın.