"big fish in a small pond" in Turkish
Definition
Küçük bir topluluk ya da sınırlı bir çevrede önemli veya başarılı olan, fakat daha geniş bir ortamda aynı başarıya sahip olmayan kişi.
Usage Notes (Turkish)
Bu ifade gayriresmî ve hafif alaycı bir anlam taşır. Birinin öneminin ortamla sınırlı olduğunu belirtmek için kullanılır; kendiniz için kullanmaktan kaçının.
Examples
He is a big fish in a small pond at his local club.
Yerel kulübünde o, **küçük bir gölette büyük balık**.
Susan feels like a big fish in a small pond at her school.
Susan, okulunda **küçük bir gölette büyük balık** gibi hissediyor.
A big fish in a small pond may not succeed in a large city.
**Küçük bir gölette büyük balık** olmak, büyük bir şehirde başarılı olmaya yetmeyebilir.
After moving to the capital, he realized he wasn’t such a big fish in a small pond anymore.
Başkente taşındıktan sonra artık **küçük bir gölette büyük balık** olmadığını fark etti.
You may be a big fish in a small pond here, but out there, things are different.
Burada **küçük bir gölette büyük balık** olabilirsin, ama dışarısı farklı.
Being a big fish in a small pond isn’t always satisfying if you want new challenges.
Yeni zorluklar istiyorsan, **küçük bir gölette büyük balık** olmak her zaman tatmin etmez.