"aver" in Turkish
Definition
Bir şeyi bir gerçek olarak, genellikle güvenli ve resmî bir şekilde ileri sürmek veya iddia etmek.
Usage Notes (Turkish)
Çok resmî ve eski moda bir fiildir; genellikle hukuk, akademik veya edebî yazılarda kullanılır. Günlük konuşmada nadirdir. ‘Aver that…’ gibi kalıplarda görülür.
Examples
He averred that he was innocent.
O, masum olduğunu **ileri sürdü**.
The witness averred that she saw the man.
Tanık, adamı gördüğünü **ileri sürdü**.
She avers the idea is true.
O, bu fikrin doğru olduğunu **ileri sürüyor**.
The report avers that climate change is accelerating.
Rapor, iklim değişikliğinin hızlandığını **ileri sürüyor**.
Many scientists aver that these results are accurate.
Birçok bilim insanı bu sonuçların doğru olduğunu **ileri sürüyor**.
The lawyer averred her client had no motive.
Avukat, müvekkilinin bir motivasyonu olmadığını **ileri sürdü**.