"a stumbling block" in Turkish
Definition
Bir hedefe ulaşmayı ya da ilerlemeyi ciddi şekilde zorlaştıran büyük bir engeldir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok ciddi ve büyük engeller için kullanılır, küçük sorunlar için değil. 'for' ve 'to' ile sıkça kullanılır. Gerçek nesne için nadiren kullanılır.
Examples
Lack of money is a stumbling block for many students.
Para eksikliği, birçok öğrenci için **engel**dir.
Language can be a stumbling block when moving to a new country.
Dil, başka bir ülkeye taşınırken **büyük bir engel** olabilir.
His fear of failure became a stumbling block to his dreams.
Başarısızlık korkusu, hayallerine giden yolda **bir engel** oldu.
Negotiating the contract turned out to be a real stumbling block for both sides.
Sözleşme müzakeresi her iki taraf için de **gerçek bir engel** oldu.
For some people, public speaking is more than just a stumbling block—it’s a nightmare.
Bazı insanlar için topluluk önünde konuşmak sadece bir **engel** değil, tam anlamıyla bir kabustur.
I thought the paperwork would be a stumbling block, but it went surprisingly smoothly.
Evrak işleri **engel** olur sanmıştım ama şaşırtıcı şekilde kolay geçti.