"posturing" in Turkish
Definition
Bir kişinin samimi olmadan, başkalarını etkilemek amacıyla yaptığı davranış veya tavır. Fiziksel olarak gösteriş yapmak anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Sıklıkla olumsuz anlam taşır ve siyasi ya da ticari bağlamlarda kullanılır ('political posturing'). Hem sözlü hem de fiziksel tavırlar için geçerlidir. 'Posture' kelimesiyle karıştırmayın; o sadece fiziksel duruş anlamındadır.
Examples
Her speech was full of posturing and little real substance.
Konuşmasında bolca **yapmacıklık** vardı, ama gerçek bir içerik yoktu.
The politicians' posturing made it hard to have a real discussion.
Siyasetçilerin **yapmacıklığı** gerçek bir tartışmayı zorlaştırdı.
He was just posturing to impress his friends.
O, sadece arkadaşlarını etkilemek için **poz kesiyordu**.
All that tough-guy posturing doesn't fool anyone.
Bütün o sert adam **poz kesmeleri** kimseyi kandırmıyor.
You can tell she's posturing just by the way she stands in meetings.
Toplantılarda nasıl durduğundan onun **poz verdiği** anlaşılıyor.
Instead of posturing, let's talk honestly about the issues.
**Yapmacıklık** yapmayı bırakıp, sorunlar hakkında dürüstçe konuşalım.