"plunge" in Turkish
Definition
Hızlıca ve ani bir şekilde hareket etmek ya da düşmek, genellikle suya; ayrıca fiyat veya sıcaklıkta ani düşüşler için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'plunge into water', 'prices plunge', 'take the plunge' gibi ifadelerde sıkça kullanılır. 'drop' veya 'fall'dan daha ani/değişim vurgulanır.
Examples
He took a deep breath and plunged into the cold water.
Derin bir nefes aldı ve soğuk suya **daldı**.
The temperature plunged at night.
Gece sıcaklık **hızla düştü**.
Stock prices plunged after the news.
Haberden sonra hisse fiyatları **ani şekilde düştü**.
Sometimes you just need to plunge in and get started.
Bazen sadece **dalmayı** ve başlamayı göze almalısın.
She watched the dolphins plunge through the waves.
Yunusların dalgalar arasına **daldığını** izledi.
After months of thinking, Mark decided to take the plunge and move abroad.
Aylarca düşündükten sonra Mark, **kolları sıvayıp** yurt dışına taşınmaya karar verdi.