好きな単語を入力!

"insubstantial" in Turkish

cılızönemsizdayanıksız

Definition

Güçlü, sağlam veya önemli olmayan; fiziksel ya da anlam bakımından zayıf.

Usage Notes (Turkish)

'Kanıt', 'argüman', 'yemek' gibi somut veya soyut şeylerin değersizliğini vurgulamak için kullanılır; resmidir, gündelik konuşmada az kullanılır.

Examples

The chair was too insubstantial to hold his weight.

Sandalye **cılız**dı, ağırlığını taşıyamadı.

Her argument was insubstantial and did not convince anyone.

Onun savunması oldukça **önemsizdi** ve kimseyi ikna etmedi.

The soup was so insubstantial that I was still hungry afterwards.

Çorba o kadar **cılızdı** ki, sonrasında hâlâ aç kaldım.

His promises always feel a bit insubstantial, like they’ll fade away tomorrow.

Onun vaatleri her zaman biraz **önemsiz** gelir, sanki yarın yok olacaklarmış gibi.

I found the movie entertaining but ultimately pretty insubstantial.

Filmi eğlenceli buldum ama sonunda oldukça **önemsizdi**.

That evidence is too insubstantial to use in court.

Bu kanıt mahkemede kullanılmak için çok **cılız**.