"frostbitten" in Turkish
Definition
Aşırı soğuktan dolayı deri veya vücut bölgesinin hasar görmesi; genellikle deri hissizleşir veya rengi değişir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle parmak, ayak, kulak gibi vücut bölümleri için kullanılır. 'Frozen' ile karıştırılmamalıdır; tıbbi, acil veya kış durumlarında daha çok geçer.
Examples
His fingers were frostbitten after he got lost in the snow.
Karda kaybolunca parmakları **donmuş**tu.
The doctor treated her frostbitten toes.
Doktor onun **donmuş** ayak parmaklarını tedavi etti.
He could not feel his frostbitten ears.
**Donmuş** kulaklarını hissedemiyordu.
By the time help arrived, his feet were badly frostbitten.
Yardım geldiğinde ayakları fena halde **donmuş**tu.
Don’t take off your gloves, or you might get frostbitten hands.
Eldivenlerini çıkarma, yoksa **donmuş** ellerin olabilir.
She showed us pictures of her frostbitten nose after the expedition.
Keşiften sonra bize **donmuş** burnunun fotoğraflarını gösterdi.