"do a slow burn" in Turkish
Definition
Zamanla öfkenin yavaşça içinde birikmesi, genellikle hemen belli etmemek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle öfkesini belli etmeyen veya sabırla kontrol eden kişiler için kullanılır. Aniden patlayan öfke için kullanılmaz.
Examples
He did a slow burn when his friends kept ignoring him.
Arkadaşları onu sürekli görmezden gelince, o **içten içe yavaşça sinirlendi**.
You could see she was doing a slow burn during the meeting.
Toplantı sırasında onun **içten içe yavaşça sinirlendiğini** görebilirdiniz.
Don't do a slow burn—let's talk about it.
**İçten içe yavaşça sinirlenme**—hadi bunun hakkında konuşalım.
Every time her ideas were dismissed, she was clearly doing a slow burn.
Fikirleri her reddedildiğinde, açıkça **içten içe yavaşça sinirleniyordu**.
He kept calm on the outside, but inside he was doing a slow burn.
Dışarıdan sakin görünüyordu, ama içten içe **yavaşça sinirleniyordu**.
By the end of the argument, everyone in the room was doing a slow burn.
Tartışmanın sonunda odadaki herkes **içten içe yavaşça sinirleniyordu**.