"creak" in Turkish
Definition
Eski tahta veya metal hareket ettiğinde ya da eğildiğinde çıkan uzun ve ince ses.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle kapı, döşeme veya eski nesnelerin çıkardığı ince, gıcırdayan sesler için kullanılır. Yüksek darbeli ya da çok sessiz seslerde kullanılmaz.
Examples
The old door began to creak when I opened it.
Eski kapı açınca **gıcırdamaya** başladı.
Her wooden chair would always creak when she sat down.
Onun tahta sandalyesi oturunca hep **gıcırdardı**.
The stairs creak at night when everyone is asleep.
Herkes uyurken gece basamaklar **gıcırdar**.
You can always tell when someone sneaks in—the floorboards creak like crazy.
Birinin gizlice girdiğini her zaman anlarsın—döşemeler çok **gıcırdar**.
The gate might creak, but it still works just fine.
Kapı belki **gıcırdar**, ama hâlâ gayet iyi çalışıyor.
Every time I walk down the hallway, my shoes creak loudly.
Koridordan her geçtiğimde ayakkabılarım yüksek sesle **gıcırdıyor**.