"cleave" in Turkish
Definition
Bir şeyi güçlü bir şekilde ikiye ayırmak veya kesmek; nadiren, birine ya da şeye sıkı sıkıya bağlı kalmak anlamında edebi olarak kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'Yarmak' anlamıyla daha sık geçer, 'sıkı sıkıya bağlı kalmak' edebi ve nadir kullanımdır. Günlük konuşmada çok yaygın değildir; doğru anlamı bağlamdan çıkarılır.
Examples
The woodcutter used an axe to cleave the log in two.
Oduncu, baltayla kütüğü ikiye **yardı**.
You must cleave the meat before cooking it.
Et pişirmeden önce eti **yarmalısın**.
The heavy ice will cleave the branch from the tree.
Ağır buz, dalı ağaçtan **yaracak**.
In old stories, heroes cleave mountains with magic swords.
Eski hikayelerde kahramanlar sihirli kılıçlarla dağları **yarar**.
She promised to cleave to her beliefs no matter what happened.
O, ne olursa olsun inançlarına **sıkı sıkıya bağlı kalacağına** söz verdi.
Even under pressure, some people cleave to their old ways.
Baskı altında bile bazı insanlar eski alışkanlıklarına **sıkı sıkıya bağlı kalır**.