"clash with" in Turkish
Definition
Biriyle veya bir şeyle şiddetli şekilde anlaşmazlığa düşmek ya da kavga etmek; ya da iki etkinlik, tarz veya fikirin birbirine uymaması veya aynı anda gerçekleşmesi.
Usage Notes (Turkish)
Şiddetli anlaşmazlıklar ('clash with someone'), zaman çakışmaları ('clash with another event') veya uyumsuzluklar ('colors clash with each other') için kullanılır. Dikkat çekici zıtlığı ifade eder.
Examples
I can't go to the party because it clashes with my exam.
Partiye gidemem çünkü **sınavımla çakışıyor**.
Their ideas clash with each other.
Onların fikirleri birbirleriyle **çatışıyor**.
The red shirt clashes with your green pants.
Kırmızı gömlek, yeşil pantolonunla **uyuşmuyor**.
My meeting clashes with my son's soccer game, so I can't make it.
Toplantım, oğlumun futbol maçıyla **çakışıyor**, bu yüzden gidemem.
Those two personalities just clash with each other at work.
O iki karakter işte sürekli **çatışıyor**.
The blue curtains clash with the orange walls, don't you think?
Mavi perdeler, turuncu duvarlarla sence de **uyuşmuyor** mu?