"pay the price" in Turkish
Definition
Yaptığınız bir eylemin veya kararın sonucunda olumsuz sonuçlarla karşılaşmak. Hem maddi hem de genellikle manevi bedel ödemeniz anlamında kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Günlük konuşmada ve resmi yazışmada sıkça kullanılır. Sıklıkla 'yanlış' veya 'tehlikeli' seçimlerin olumsuz sonuçları için kullanılır.
Examples
If you break the rules, you might pay the price.
Kuralları çiğnersen, **bedelini ödeyebilirsin**.
He didn't study and had to pay the price on the test.
Ders çalışmadı ve sınavda **bedelini ödemek** zorunda kaldı.
You must pay the price for your mistakes.
Hataların için **bedelini ödemek** zorundasın.
After years of unhealthy eating, she finally had to pay the price with health problems.
Yıllarca sağlıksız beslenmenin ardından, sonunda **bedelini ödemek** zorunda kaldı ve sağlığı bozuldu.
You knew it was risky to lie, and now you have to pay the price.
Yalan söylemenin riskli olduğunu biliyordun ve şimdi **bedelini ödemek** zorundasın.
Everyone wants success, but few are willing to pay the price.
Herkes başarı ister ama çok az kişi **bedelini ödemeye** razıdır.