"graven" in Turkish
Definition
Bir yüzeye (özellikle taşa, metale veya ağaca) oyularak ya da kazınarak yapılmış olan şeyleri ifade eder. Daha çok tarihî veya dinsel metinlerde geçer.
Usage Notes (Turkish)
Kelimeler genellikle 'oyulmuş put' ('graven image') gibi kalıplarda geçer; günlük konuşmada 'oymak' veya 'kazımak' tercih edilir. Dini ya da tarihî metinlerde karşılaşılır.
Examples
The law forbade graven images in the temple.
Kanun, tapınakta **oyulmuş** putları yasakladı.
These words are graven on the stone.
Bu sözler taşa **oyulmuş**.
The ancient coin had a graven image of a lion.
Antik sikkede bir aslanın **oyulmuş** resmi vardı.
His name is graven into the memorial wall.
Adı anıt duvarına **kazınmış**.
The legend was graven deep in the village’s memory.
Efsane köyün hafızasına **derince kazınmıştı**.
The old rules are not graven in stone—we can still change them.
Eski kurallar taşa **oyulmuş** değil—hala değiştirebiliriz.