"fill the gap" in Turkish
Definition
Eksik olan veya ihtiyaç duyulan bir şeyi sağlamak; fiziksel bir boşluğu veya bilgi, insan, kaynak eksikliğini gidermek anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Hem gerçek anlamda (fiziksel boşluk) hem de mecaz anlamda (bilgi, yetenek, insan eksikliği) kullanılabilir. 'bilgi açığı', 'beceri açığı' gibi ifadelerle birlikte yaygındır.
Examples
We need more people to fill the gap in our team.
Ekibimizdeki **boşluğu doldurmak** için daha fazla insana ihtiyacımız var.
She took night classes to fill the gap in her education.
Eğitimindeki **eksikliği gidermek** için gece dersleri aldı.
You can use paper to fill the gap in the door.
Kapıdaki **boşluğu doldurmak** için kağıt kullanabilirsin.
We hired a temporary worker to fill the gap while Jane is on leave.
Jane izinliyken **boşluğu doldurmak** için geçici bir çalışan aldık.
That online course really helped me fill the gap in what I didn’t understand before.
O çevrimiçi kurs daha önce anlamadığım konulardaki **eksikliği gidermeme** gerçekten yardımcı oldu.
Parents often try to fill the gap when there’s something missing in their child’s life.
Ebeveynler, çocuklarının hayatında bir eksiklik olduğunda genellikle o **boşluğu doldurmaya** çalışırlar.