"fence in" in Turkish
Definition
Bir alanı veya kişiyi çitle veya engelle çevrelemek. Aynı zamanda birinin hareket veya özgürlüğünü kısıtlamak anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
Fiziksel olarak alanı çevrelemenin yanı sıra, birinin hareketini ya da özgürlüğünü kısıtlarken de kullanılır. 'Fenced in' ifadesi mecazi anlamda sık geçer.
Examples
They fenced in the garden to keep the dogs inside.
Bahçeye köpekler içeride kalsın diye **çit çektiler**.
My parents fenced in our yard last year.
Geçen yıl ailem bahçemizi **çitle çevirdi**.
The farm is fenced in to protect the crops.
Çiftlik, mahsulleri korumak için **çitle çevrildi**.
Living in the city sometimes makes me feel fenced in.
Şehirde yaşamak bazen kendimi **sınırlandırılmış** hissettiriyor.
She doesn’t want to be fenced in by too many rules.
Çok fazla kuralla **kısıtlanmak** istemiyor.
After they built the road, the community felt fenced in by traffic.
Yol yapıldıktan sonra topluluk, trafik yüzünden kendini **sıkışmış** hissetti.