"coveting" in Turkish
Definition
Başkasına ait bir şeyi çok istemek veya arzulamak.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok edebi veya dini/moral bağlamda kullanılır. Sıradan istekler için değil, başkasının sahip olduğu bir şeye karşı duyulan kuvvetli ve bazen uygunsuz arzu için kullanılır.
Examples
He was coveting his neighbor's new car.
Komşusunun yeni arabasına **göz dikiyordu**.
She kept coveting her friend's beautiful dress.
Arkadaşının güzel elbisesine sürekli **imreniyordu**.
They are coveting the top prize.
Onlar büyük ödüle **göz dikiyor**.
He's always coveting what he can't have.
O, daima sahip olamayacağı şeylere **göz dikiyor**.
Stop coveting your colleague's success and focus on your own goals.
Artık iş arkadaşının başarısına **imrenmeyi** bırak ve kendi hedeflerine odaklan.
Even after all these years, she's still coveting that position at the company.
Onca yıl geçmesine rağmen, hâlâ şirketteki o pozisyona **göz dikiyor**.