"confrontations" in Turkish
Definition
Kişi veya grupların doğrudan ve genellikle gergin şekilde karşı karşıya gelmeleri veya anlaşmazlığa düşmeleri durumudur. Mutlaka şiddet içermez.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi ya da nötr bir anlam taşır; direk, gergin ama her zaman şiddet içermeyen karşılaşmaları anlatır. 'fight' (dövüş) ile karıştırmayın.
Examples
There were several confrontations during the meeting.
Toplantıda birkaç **çatışma** yaşandı.
The teacher tried to avoid confrontations with the students.
Öğretmen, öğrencilerle **çatışma** yaşamamaya çalıştı.
Confrontations between the two teams were common.
İki takım arasındaki **çatışma** yaygındı.
After a few heated confrontations, they finally reached an agreement.
Birkaç gergin **çatışma**dan sonra, sonunda bir anlaşmaya vardılar.
The documentary covered political confrontations from the past decade.
Belgeselde son on yılın siyasi **çatışmaları** ele alındı.
Social media can sometimes lead to unexpected confrontations between strangers.
Sosyal medya bazen yabancılar arasında beklenmedik **çatışmalara** yol açabiliyor.