"brinks" in Korean
Definition
Birden fazla şeyin kenarı veya sınırı. Ayrıca önemli bir olayın eşiğindeki durumları da ifade edebilir.
Usage Notes (Korean)
Günlük konuşmalarda nadiren kullanılır; daha çok edebi veya resmi metinlerde geçer. 'On the brink of' ifadesinin Türkçesi daha sıktır.
Examples
The explorers stood on the brinks of the canyon.
Kaşifler kanyonun **kenarlarında** durdu.
The flowers grew along the brinks of the river.
Çiçekler nehrin **kenarlarında** büyüdü.
We avoided walking near the brinks of the cliffs.
Uçurumun **kenarlarına** yakın yürümekten kaçındık.
These two countries have stood on the brinks of war for years.
Bu iki ülke yıllardır savaşın **eşiğinde** duruyor.
He felt like he was living on the brinks of disaster all the time.
Kendini sürekli felaketin **eşiğinde** yaşıyor gibi hissetti.
Cities on the brinks of rivers often face flooding.
Nehir **kenarında** bulunan şehirler sık sık sel yaşar.