"antediluvian" in Turkish
Definition
Çok eski veya çağ dışı olan; aslında İncil'deki Tufan'dan önceki zamanları anlatmak için kullanılır ama şimdilerde aşırı eski veya modası geçmiş şeyler için söylenir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya esprili kullanımlarda tercih edilir; 'fikirler', 'gelenekler', 'teknoloji' için söylenir. Günlük konuşmada nadiren duyulur; yazıda ve espiride daha uygundur.
Examples
This phone is so antediluvian that it can't use the internet.
Bu telefon o kadar **çok eski** ki internete bile giremiyor.
He wears antediluvian clothes from the 1960s.
1960'lardan **çağ dışı** kıyafetler giyiyor.
Their antediluvian ideas do not fit in modern society.
Onların **çok eski** fikirleri modern topluma uymaz.
My dad's taste in music is downright antediluvian—he still uses cassette tapes!
Babamın müzik zevki tam anlamıyla **çok eski**—hala kaset kullanıyor!
Don’t be so antediluvian—join us and try something new!
Bu kadar **çağ dışı** olma—gel bize katıl ve yeni bir şey dene!
Honestly, that computer is antediluvian—it's time for an upgrade.
Gerçekten, o bilgisayar **çok eski**—artık yenileme zamanı.