"fusing" Turkish में
परिभाषा
İki veya daha fazla şeyi bir araya getirip tek bir bütün yapmak; genellikle eriterek veya karıştırarak sağlanır. Fiziksel ya da düşünce birlikteliği için kullanılır.
उपयोग नोट्स (Turkish)
‘Fusing’, bilim, mühendislik ve sanat alanlarında (örneğin cam işçiliğinde) sık kullanılır. ‘fusing ideas’ ya da ‘birleştirerek’ şeklinde aktarılır. Sıradan karıştırmadan (‘mixing’) ziyade güçlü bir bütünleşme, yeni bir oluşum söz konusudur.
उदाहरण
The artist is fusing different colors of glass to make a beautiful bowl.
Sanatçı, farklı renklerdeki camları **birleştirerek** güzel bir kase yapıyor.
The company is fusing old and new technologies.
Şirket eski ve yeni teknolojileri **birleştiriyor**.
Two pieces of metal are fusing under the heat.
İki metal parçası, ısı sayesinde **kaynaşıyor**.
She loves fusing flavors from different countries in her cooking.
Farklı ülkelerin tatlarını yemeklerinde **birleştirmeyi** seviyor.
By fusing their ideas, the team came up with a unique solution.
Fikirlerini **birleştirerek**, ekip benzersiz bir çözüm buldu.
The film’s soundtrack is all about fusing classical and modern music.
Filmin soundtrack’i tamamen klasik ve modern müziğin **birleştirilmesi** hakkında.