"flaunted" Turkish में
परिभाषा
Bir şeyi dikkat çekmek veya hayranlık kazanmak için abartılı ve açık şekilde göstermek. Genellikle olumsuz veya kibirli bir anlam taşır.
उपयोग नोट्स (Turkish)
Genellikle olumsuz bir anlam taşır; örneğin, 'flaunted wealth' aşırı gösteriş anlamına gelir. Gösterişsiz durumlar için kullanılmaz.
उदाहरण
She flaunted her new dress at the party.
O partide yeni elbisesini **gösteriş yaptı**.
He flaunted his expensive watch everywhere.
Her yerde pahalı saatini **hava attı**.
The athlete flaunted his gold medal to the crowd.
Sporcu, altın madalyasını kalabalığa **gösteriş yaptı**.
They flaunted their success all over social media.
Başarılarını her yerde sosyal medyada **gösteriş yaptılar**.
She flaunted her language skills during the interview.
Mülakatta dil becerilerini **gösteriş yaptı**.
He flaunted his achievement without saying a word—just a big smile and his trophy.
O, hiç konuşmadan sadece kocaman bir gülümseme ve kupasıyla başarısını **gösteriş yaptı**.