"bogged down" Turkish में
परिभाषा
Çok fazla detay, sorun ya da engelle dolayı ilerleyememek; hem fiziksel hem de mecazi anlamda kullanılır.
उपयोग नोट्स (Turkish)
Gündelik konuşmada kullanılır. 'Evrağa boğulmak', 'detaylarda kaybolmak', 'trafikte sıkışmak' gibi örneklerle sık görülür. Küçük gecikmeler için değil, ciddi sıkışıklık durumlarında tercih edilir.
उदाहरण
My car got bogged down in the mud after the rain.
Yağmurdan sonra arabam çamura **sıkışıp kaldı**.
He was bogged down with too much homework.
O kadar çok ödevi vardı ki **boğulmuştu**.
Don't get bogged down in small details.
Küçük detaylarda **sıkışıp kalma**.
I wanted to finish quickly, but I kept getting bogged down by emails.
Hızlıca bitirmek istedim ama sürekli e-postalarda **sıkışıp kaldım**.
The project got bogged down when we hit budget problems.
Bütçe sorunları çıkınca proje **sıkışıp kaldı**.
Let’s not get bogged down arguing about who’s right.
Kim haklı diye tartışmada **sıkışıp kalmayalım**.