"stew in your juices" in Turkish
Definition
Özellikle öfke veya hayal kırıklığıyla baş başa kalıp, bu duyguları sürekli düşünmek ve daha da üzülmek.
Usage Notes (Turkish)
Gayri resmi bir ifadedir; birini olumsuz duygularıyla baş başa bırakmak anlamındadır ve genelde pek empatik değildir.
Examples
She was so angry that she just wanted to stew in her juices for a while.
O kadar sinirliydi ki bir süre **kendi kendine dertlenmek** istedi.
Sometimes you just need to stew in your juices before you can talk about your problems.
Bazen sorunlarını anlatmadan önce **kendi kendine dertlenmen** gerekir.
He let his son stew in his juices after the argument.
Tartışmadan sonra oğlunun **kendi kendine dertlenmesine** izin verdi.
I'm not going to comfort him—let him stew in his juices for a bit.
Onu teselli etmeyeceğim—biraz **kendi kendine dertlenmesine** izin ver.
You can't just stew in your juices—you need to talk to someone about it.
Sadece **kendi kendine dertlenemezsin**—biriyle konuşman gerek.
After the failed exam, he spent the evening stewing in his juices instead of going out with friends.
Sınavdan kalınca arkadaşlarıyla dışarı çıkmak yerine akşamı **kendi kendine dertlenerek** geçirdi.