"a hotbed of" in Turkish
Definition
Genellikle olumsuz veya heyecan verici bir şeyin hızla geliştiği ya da yayıldığı yer veya ortam.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok olumsuz veya heyecanlı durumlarda kullanılır: 'suç yuvası' gibi. Resmi ya da yazılı dilde daha yaygındır. Bahçe yatağı anlamına gelmez.
Examples
The city was a hotbed of political unrest.
Şehir, siyasi huzursuzluğun **yuvası**ydı.
This area is a hotbed of innovation.
Bu bölge **yeniliğin merkezi**.
The internet can be a hotbed of misinformation.
İnternet, yanlış bilginin **yuvası** olabilir.
That club is a hotbed of drama and gossip.
O kulüp drama ve dedikodunun **yuvası**.
During the summer, the beach becomes a hotbed of activity.
Yazın plaj, etkinliğin **merkezi** olur.
Their apartment turned into a hotbed of creativity when everyone started painting.
Herkes resim yapmaya başlayınca, daireleri yaratıcılığın **yuvası** oldu.