¡Escribe cualquier palabra!

"walk a tightrope" en Turkish

ipte yürümekince bir çizgide ilerlemek

Definición

En ufak bir hatada sorun çıkabilecek, çok dikkatli olunması gereken zor bir durumda bulunmak.

Notas de Uso (Turkish)

Deyimsel bir ifadedir, gerçek anlamda ipte yürümek değildir. Daha çok hassas ve dikkat gerektiren durumlarda ('walk a tightrope between...') şeklinde kullanılır. Resmî veya argo değildir.

Ejemplos

Sometimes, parents have to walk a tightrope between work and family.

Bazen ebeveynler iş ve aile arasında **ipte yürümek** zorunda kalır.

Politicians often walk a tightrope when making decisions.

Siyasetçiler, karar verirken çoğunlukla **ipte yürümek** durumunda kalır.

She felt like she had to walk a tightrope to keep everyone happy.

Herkesi mutlu etmek için **ipte yürüyormuş** gibi hissetti.

Managing both his studies and a part-time job, he really has to walk a tightrope.

Hem derslerine hem de yarı zamanlı işe yetişirken gerçekten **ipte yürümesi** gerekiyor.

When you try to please two angry friends, you end up walking a tightrope.

İki kızgın arkadaşı memnun etmeye çalışınca sonunda **ipte yürüyor** oluyorsun.

The coach was walking a tightrope between supporting her players and keeping discipline.

Antrenör, oyunculara destek olmak ve disiplini korumak arasında **ipte yürüyordu**.