"take the biscuit" en Turkish
Definición
Bir durum veya davranış o kadar şaşırtıcı, sinir bozucu ya da kötü ki öncekilerin hepsini geride bırakıyor; sabrın son noktası gibi.
Notas de Uso (Turkish)
Daha çok İngiliz İngilizcesinde geçer. Amerikan İngilizcesindeki 'take the cake' ifadesine benzer. Gerçek bisküviyle ilgili değildir; şaşkınlık ya da sabır taşınca söylenir.
Ejemplos
When he blamed me for his own mistake, that really takes the biscuit.
Kendi hatasını bana yüklediğinde, bu gerçekten **bu da pes artık**.
You forgot my birthday, but losing my keys takes the biscuit.
Doğum günümü unuttun ama anahtarlarımı kaybetmek **bu kadarı da fazla**.
After ruining my project, he wanted me to say thank you—that takes the biscuit.
Projemi mahvetti, yetmedi bir de teşekkür etmemi istedi—**bu da pes artık**.
You’ve heard some bad excuses before, but this one really takes the biscuit.
Şimdiye kadar pek çok kötü bahane duydun ama bu gerçekten **bu kadarı da fazla**.
I thought I’d seen it all, but her behavior at dinner just takes the biscuit.
Her şeyi gördüğümü sanıyordum ama onun akşam yemeğindeki tavrı **bu da pes artık**.
He’s made some odd decisions before, but this one takes the biscuit.
Daha önce de tuhaf kararlar vermişti ama bu **bu kadarı da fazla**.