"suppressing" en Turkish
Definición
Bir şeyin olmasını, görünmesini veya ifade edilmesini, özellikle duygu, bilgi veya eylemleri engellemek.
Notas de Uso (Turkish)
'Suppressing anger' öfkeyi bastırmak, 'suppressing news' ise haberi gizlemek anlamında kullanılır. Psikoloji, siyaset ve hukukta sıkça geçer.
Ejemplos
She is suppressing her laughter in class.
O sınıfta gülmesini **bastırıyor**.
The government is suppressing the news.
Hükümet haberleri **bastırıyor**.
He is suppressing his anger at work.
İş yerinde öfkesini **bastırıyor**.
I keep suppressing how I really feel because I don’t want to upset anyone.
Gerçek duygularımı kimse üzülmesin diye sürekli **bastırıyorum**.
The company was accused of suppressing important safety reports.
Şirket önemli güvenlik raporlarını **gizlemekle** suçlandı.
After suppressing protests for days, officials finally agreed to negotiate.
Günlerce süren gösteri **bastırmasından** sonra yetkililer nihayet müzakere etmeyi kabul etti.