"straddling" en Turkish
Definición
Birinin bacaklarını iki yana ayırarak bir şeyin üzerinde oturması ya da iki farklı alan veya taraf arasında bağlantı kurması anlamına gelir.
Notas de Uso (Turkish)
Kelime hem literal olarak örneğin bisiklet, çit ya da at üzerinde oturmak için hem de figüratif olarak iki taraf arasında yer almak veya kararsız kalmak için kullanılır. 'straddling the fence' kararsız kalmak anlamındadır.
Ejemplos
She was straddling the bike at the park.
O, parkta bisiklete **bacaklarını iki yana ayırarak oturuyordu**.
The child was straddling the fence, looking into the neighbor's yard.
Çocuk çitin üzerinde **bacaklarını iki yana ayırarak oturmuş**, komşunun bahçesine bakıyordu.
He is straddling two jobs right now.
Şu anda iki işi **bir arada yürütüyor**.
When it comes to politics, she's always straddling the fence.
Siyaset konusunda, o her zaman **kararsız kalıyor**.
Their company is straddling both the tech and healthcare sectors.
Şirketleri hem teknoloji hem sağlık alanında **faaliyet gösteriyor**.
The mountain range is straddling the border between two countries.
Dağ sırası iki ülkenin sınırı boyunca **uzanıyor**.