¡Escribe cualquier palabra!

"stick the knife in" en Turkish

yarasına tuz basmakbıçak saplamak (mecaz)

Definición

Birisi zaten üzgünken veya zor durumda iken, ona kötü bir söz söyleyerek ya da bir şey yaparak durumu daha da kötüleştirmek.

Notas de Uso (Turkish)

Bu deyim genellikle duygusal olarak kötü hissettirmek için mecazi anlamda kullanılır; gerçek bıçak saplamak değildir.

Ejemplos

Stop sticking the knife in—he already feels bad about losing.

Artık **yarasına tuz basma**—zaten kaybettiği için kötü hissediyor.

When she laughed at his mistake, she really stuck the knife in.

Onun hatasına güldüğünde, gerçekten **yarasına tuz bastı**.

There’s no need to stick the knife in after he apologized.

O zaten özür diledi, artık **yarasına tuz basmaya** gerek yok.

I felt bad enough, but then my brother really stuck the knife in by telling everyone about my mistake.

Kendimi zaten kötü hissediyordum, ama kardeşim hatamı herkese söyleyerek gerçekten **yarama tuz bastı**.

You don’t have to stick the knife in just because he failed his test again.

Sırf yine sınavdan kaldı diye **yarasına tuz basmak** zorunda değilsin.

After losing the game, hearing the crowd laugh just stuck the knife in even deeper.

Maçı kaybettikten sonra, seyircilerin gülmesi **yarama daha fazla tuz bastı**.