"precede" en Turkish
Definición
Bir şeyin veya birinin zaman, sıra ya da konum olarak daha önce gelmesi.
Notas de Uso (Turkish)
Resmi ve yazılı dilde yaygın kullanılır. 'precede by', 'events that precede' ile birlikte görülebilir. 'proceed' (ilerlemek) ile karıştırılmamalıdır.
Ejemplos
A welcome speech usually precedes the main event.
Bir açılış konuşması genellikle ana etkinlikten **önce gelir**.
Dark clouds often precede a storm.
Koyu bulutlar genellikle fırtınadan **önce gelir**.
The Roman Empire preceded the Middle Ages in Europe.
Roma İmparatorluğu Avrupa'da Orta Çağ'dan **önce gelmiştir**.
A brief pause preceded her answer, making everyone nervous.
Kısa bir duraklama, onun yanıtından **önce geldi** ve herkesi gerginleştirdi.
Make sure all instructions precede the test itself.
Tüm talimatların testten **önce geldiğinden** emin olun.
Rumors always seem to precede official announcements these days.
Son zamanlarda dedikodular her zaman resmi açıklamalardan **önce çıkıyor**.