"pinnacle" en Turkish
Definición
Bir şeyin en yüksek veya en başarılı noktası; ayrıca dağ ya da binanın sivri tepesi.
Notas de Uso (Turkish)
Hem gerçek (dağ veya bina zirvesi) hem de mecazi (başarı, kariyer) anlamda kullanılır. 'the pinnacle of success' gibi kalıplar resmî ya da edebi bir tona sahiptir.
Ejemplos
He reached the pinnacle of his career after years of hard work.
Yıllarca süren emeğinden sonra kariyerinin **zirvesine** ulaştı.
The climbers stood on the pinnacle of the mountain and looked below.
Dağcılar, dağın **zirvesinde** durup aşağıya baktılar.
The building's pinnacle glowed in the sunset.
Binanın **zirvesi**, gün batımında parlıyordu.
Winning this award is the pinnacle of everything I've worked for.
Bu ödülü kazanmak, yaptığım her şeyin **zirvesi**.
For some, traveling to space is the real pinnacle of adventure.
Bazıları için uzaya seyahat etmek, maceranın gerçek **zirvesi**dir.
After all that training, making the team felt like reaching the pinnacle.
Bunca antrenmandan sonra takıma seçilmek, **zirveye** ulaşmak gibiydi.