¡Escribe cualquier palabra!

"mitigate" en Turkish

hafifletmekazaltmak

Definición

Kötü bir durumu veya zararı daha az ciddi veya etkili hâle getirmek. Olumsuz etkiyi azaltmak için kullanılır.

Notas de Uso (Turkish)

Genellikle resmi veya teknik ortamlarda kullanılır ('mitigate risks', 'mitigate impact'). 'Aggravate' (kötüleştirmek) ile karıştırılmamalıdır.

Ejemplos

We planted trees to mitigate air pollution.

Hava kirliliğini **hafifletmek** için ağaç diktik.

Doctors try to mitigate the pain with medicine.

Doktorlar ağrıyı ilaçla **hafifletmeye** çalışıyor.

We need to mitigate the risks of this plan.

Bu planın risklerini **azaltmamız** gerekiyor.

Improved infrastructure can mitigate the effects of natural disasters.

Geliştirilmiş altyapı, doğal afetlerin etkilerini **hafifletebilir**.

They added new features to mitigate customer complaints.

Müşteri şikayetlerini **azaltmak** için yeni özellikler eklediler.

Even small changes can mitigate a lot of problems down the line.

Küçük değişiklikler bile ileride birçok sorunu **hafifletebilir**.