"lacerating" en Turkish
Definición
Derin fiziksel yaralar veya yoğun duygusal acı veren durumlar için kullanılır.
Notas de Uso (Turkish)
Daha çok edebi ve resmi kullanımlıdır; sadece ağır fiziksel ya da duygusal acılar için uygundur. Hafif yaralar veya duygular için kullanılmaz.
Ejemplos
The patient suffered a lacerating wound on his arm.
Hastanın kolunda **parçalayıcı** bir yara vardı.
She made a lacerating comment about his performance.
Performansı hakkında **parçalayıcı** bir yorum yaptı.
The lacerating pain kept him awake all night.
**Parçalayıcı** acı onu bütün gece uykusuz bıraktı.
His words were so lacerating that I couldn't stop thinking about them.
Sözleri o kadar **parçalayıcıydı** ki aklımdan çıkaramadım.
That movie was a lacerating look at the effects of war.
O film, savaşın etkilerine **parçalayıcı** bir bakıştı.
She delivered a lacerating critique in her speech, leaving the audience shocked.
Konuşmasında **parçalayıcı** bir eleştiri yaptı ve dinleyiciler şok oldu.