"insoluble" en Turkish
Definición
Bir sıvıda çözülemeyen madde; ayrıca çözülemeyen veya düzeltilmeyen bir problemi de ifade eder.
Notas de Uso (Turkish)
Bilimsel (özellikle kimyada) maddeler için kullanılır; çözülemeyen sorunlar içinse resmi bir ifadedir.
Ejemplos
Salt is soluble, but sand is insoluble in water.
Tuz çözünür, fakat kum suda **çözünmez**.
This plastic is insoluble in most chemicals.
Bu plastik, çoğu kimyasalda **çözünmez**.
The puzzle seemed insoluble at first.
Bu bulmaca başta **çözülemez** gibi görünüyordu.
After hours of discussion, the conflict remained insoluble.
Saatlerce tartışıldıktan sonra bile, çatışma **çözülemez** kaldı.
No matter how much you stir it, oil stays insoluble in water.
Ne kadar karıştırırsan karıştır, yağ suda **çözünmez** kalır.
Some problems just feel completely insoluble, don’t they?
Bazen bazı sorunlar tamamen **çözülemez** gibi gelir, değil mi?